Image Hosted by ImageShack.us



More Cool Stuff At POQbum.com

MUTLU DÜŞLER SATICISI ali gençli - Blogcu



24/7/2009 ·



Yorum (yok) Yorum yaz!

2/6/2009 · Kategori: dilucu


UmUdU   bÜyÜtMeK

 

 

İnsan

yaşamının dörtte  üçünü yapamayacağı şeyi istemekle geçirir…

ÇİERO

 

AŞAĞIDA OLAN KİMSE DÜŞMEKTEN

KORKMAZ … 

Aristo

 

Sevgi ve bilgi her türlü engeli kaldırır…

(…)

SİZ KENDİNİZE İNANIN BAŞKALARI DA SİZE İNANACAKTIR   

goethe



Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

15/10/2008 ·



BİR GÜN DİDİM’E GELSENİZ

Medusa’nın büyüsü

Mutluluğun türküsü

Güzelliğin her türlüsü

Sarar sizi

Bir gün Didim’e gelseniz… 

Suları temiz

Berrak deniz

Ne güzellikler var

Bir görseniz…

Tarihin kucağında

Bir doğa köşesi,

Güleç yüzlerin

Mutluluğu neşesi

Bekliyor sizleri

Bir gün Didim’e gelseniz…

Güneş sıcak

Deniz kum kucak kucak

Dostluğun ateşi

Sizleri de saracak

Birleşince eller

Dostluklar artacak

Bir gün Didim’e gelseniz… 

Spor müzik eğlence

Yıldızlar altında her gece

Eğlenir dostlar gönüllerince

Siz de göreceksiniz

Bir gün Didim’e gelseniz… 

a.GENÇLİ



Yorum (yok) Yorum yaz!

14/9/2008 · Kategori: dilucu


İÇİMDEKİ    ÇOCUK

Sen ey içimdeki yaramaz çocuk.
Annemin sesini duyuyor musun?
Yine kar yağıyor, hava çok soğuk,
Yoksa mışıl mışıl uyuyor musun?

Hala yüreğimde sancı çekerler,
Yarım kalan masalları ninemin.
Ne tatlıydı o naneli şekerler,
Ah bir bulsam ceplerini dedemin.

Dizüstü sedirde zaman erirdi,
Hafızama işlenirken sûreler.
Herkes düşlerini bana verirdi,
Hani nerde fethettiğim yürekler?

Azık götürürdüm bağa, bostana.
Ne hoş utanırdı kızlar, gelinler.
Bereket bir yana, şükür bir yana,
Harmanlarda savrulurdu ekinler.

Gözlerimde binbir çiçek açardı,
Artık ağlayamaz, gülemez olduk.
Böyle çabuk büyüyecek ne vardı?
O günleri özlüyorum be çocuk!

SERVET  YÜKSEL

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

27/8/2008 · Kategori: dilucu








{ M. Mazhar Alphan}

Ayçam

İçimde kabuk değiştiriyorsun ayçam, bu senin

Mevsimsiz yürüyüşün olmalı

Gözlerin, yarasaların kör kahkahaları gibi

Üç boyutlu ilahileri, en az iblisler kadar

Kar serpiştiriyor korkularına

Ellerin kendine kayıp, üşüyor göğün altında

Aşk köprüsü sensin, dengede durmaya çalıştığım

Üst üste koyup sevdamı tırmanıyorum

Kalbindeki çöpü çıkarmak için

Duygularınla sezgilerin arasında

Duygu ve sezgi karışımında sırdaşımsın

Öbür yüzümsün aynada, içimde güvercin patlaması

Ne sevimli cümbüş, aşk da böyle bir şey

İçten içe fısıldamalı tinsel ilahileri

Rahatı kaçan kalp ataşlarımda sokak sokak

Elinden tutuyorsun poyrazı, yaşam kabuk değiştiriyor

Görmesen de, mutlaka birileri görüyor

Ayın sırtından çıkan hırkayı

Ve alıp ışıltılarını giyiniyorsun

Gökyüzüğünü takıyorsun parmağına

 

            

Güzel Gemi

{Charles Baudelaire}

Ey güzeller güzeli, sana demem o ki,

Binbir ışıkla renk bezemiş gençliğini;

         Çizmek isterim resmini tez,

Kucak kucağadır orada ilkyaz ve güz.

Andırır havada savrulan eteklerin,

O ince, upuzun, güzel gemilerin

         Vuruşunu açığa, uzak;

Ardından bir uyumun, bezgince, yumuşak.

Üstünde boynunun, omuzlarının, dimdik,

Yükselir başın bir alımla görülmedik;

         Taçla süslü bir bakış soğuk,

Yürür gidersin yolunda sen, göksel çocuk.

Ey güzeller güzeli, sana demem o ki,

Binbir ışıkla renk bezemiş gençliğini;

         Çizmek isterim resmini tez,

Kucak kucağadır orada ilkyaz ve güz.

Göğsün ki başlar ve yuvarlaklaşır gittikçe,

Göğsün ki görülmedik en eşsiz çekmece,

         Aydınlık ve yuvarlak bir düş,

İki kalkan onlar, şimşekler vurmuş;

O çıldırtan göğsün süslü pembe güllerle,

Saklandığı gizlerin, dolu nelerle,

         Eskimiş şaraplar ve ıtır,

Orada duymak ve düşünmek sayıklamaktır.

Andırır havada savrulan eteklerin,

O ince, upuzun, güzel gemilerin

         Vuruşunu açığa uzak

Ardından bir uyumun, bezgince, yumuşak.

O soylu bacakların senin avlamakta,

Çılgınca istekleri, etekler ardında,

         Aranan özsuyudur aşkın,

Süzülmüş tortulardan karanlıkların.

Kolların, yeni yetme erkekleri saran,

Başka mı ki uzun ve parlak yılanlardan,

         Sarar âşığını sımsıkı,

Hep sende duracak o iz, çıkartma tıpkı.

Üstünde boynunun, omuzlarının, dimdik,

Yükselir başın bir alımla görülmedik,

         Taçla süslü bir bakış soğuk,

Yürür gidersin yolunda sen, göksel çocuk.

Çeviri : Sabahattin Kudret AKSAL

              


Yeniden Doğuş

{Furuğ Ferruhzad}

Tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir

seni, kendinde tekrarlayarak

çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek.

Ben bu ayette seni ah çektim, ah

ben bu ayette seni

ağaca ve suya ve ateşe aşıladım!

Yaşam belki

uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği,

yaşam belki

bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı,

yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur,

yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır,

ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi,

şapkasını kaldırarak,

başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle "günaydın" diyen.

Yaşam belki de o tıkalı andır,

benim bakışımın senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı

ve bir duyumsama var bunda

benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim.

Yalnızlık boyutlarındaki bir odada,

aşk boyutlarındaki yüreğim,

kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder,

saksıda çiçeklerin güzelim yok oluşunu

ve senin bahçemize diktiğin fidanı

ve bir pencere boyutlarında öten

kanarya ötüşlerini.

Ah..

Budur benim payıma düşen,

budur benim payıma düşen,

benim payıma düşen,

bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür,

benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir

ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette,

benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir.

Ve "ellerini

seviyorum" diyen

sesin hüznünde ölmektir.

Ellerimi bahçeye dikiyorum,

yeşereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum

ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda

yumurtlayacaklar.

Küpeler takacağım kulaklarıma

ikiz iki kirazdan

ve tırnaklarımı papatya çiçeği yapraklarıyla süsleyeceğim.

Bir sokak var orada,

aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla

küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar

bir gece rüzgarın bizi alıp götürdüğü.

Bir sokak var benim yüreğimin

çocukluk mahallesinden çaldığı,

zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu

ve bir oylumla gebe bırakmak bir zamanın kuru çizgisini

bilinçli bir simgenin oylumu

aynanın konukluğundan dönen.

Ve böylecedir,

birisi ölür

ve birisi yaşar.

Hiçbir avcı,

çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır.

Ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum

okyanusta yaşayan

ve yüreğini tahta bir kavalda

usul usul çalan

küçük hüzünlü bir peri

geceleri bir öpücükle ölen

ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan...

 

Durmadan kurulup dağılan bu yerde
Hiç bir dost arama.
Güvenilir bir sığınak, hiç! …

Bırak acı yüreğinde konaklasın
Olmaza çare arama...
Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse,
Yaşamana bak!    ÖMER HAYYAM

 



Yağmur Yağmur

{ Gülten Akin}

 

Yağmur, yağmur... Bu neyi anlatır?

Bunca siste bunca ıslak serçe

Hüznü bir köşesinden tutup kaldırmıştır

Yağmur, yağmur... Bu neyi anlatır?

Son yaz derlenmiş, son ateş sönmüş

Düz yollara inen son kaçkın, son eşkiya

Hüznü bir köşesinden tutup kaldırmıştır.

Yağmur, yağmur... Bu neyi anlatır?

Oyun biter, o kesin güz çizgileri

Sergi, bir de ölümle örselenmiş

Aklı bir köşesinden tutup kaldırmıştır.



Türkü

Çağlar ötesinden gelir koşturur

Nerde söylenirse ordadır türkü

Davul olur halayları coşturur

Sazda kemençede tardadır türkü

Gün olur Mecnun'la dolaşır çölde

Gün olur Yunus'la konaklar dilde

Gün olur Şirin'le açar bir gülde

Gün olur Kerem'le kordadır türkü

Ah dedikçe yanık bağrı sızlayan

Gözyaşını yüreğinde gizleyen

Gün sayarak asken yolu gözleyin

Bir g&ou

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::