3/1/2008 · Kategori: medyali
|
Didim'de Yaşayan İngilizler'den Öğrencilere Yeni Yıl Hediyesi | ||
|
Aydın'ın Didim İlçesinde Yaşayan İngilizlerden Jacquelin Mcleod ile Theresa Blake, Didim'de Bulunan Özel Çağrı Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Öğrencilerini Yeni Yıl Hediyesi Vererek Sevindirdi.
Aydın’ın Didim ilçesinde yaşayan İngilizlerden Jacquelin Mcleod ile Theresa Blake, Didim’de bulunan Özel Çağrı Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi öğrencilerini yeni yıl hediyesi vererek sevindirdi. | |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/10/2007 · Kategori: medyali
BARIŞ İÇİN DİDİM'DE BULUŞUYORUZ
Konu: HABERLER Tarih: 2006/8/25
BARIŞ İÇİN DİDİM'DE BULUŞUYORUZ
1 Eylül Dünya Barış Gününde BARIŞ İÇİN DİDİM'de BULUŞUYORUZ!..
Buluşmamızda Lübnan-Filistin ve Irak'dan konuklarımız olacak...
Etkinlik Boyunca Şeyh Bedreddin Film Kolektifi'nin Lübnan'da çektiği işgal girişimi ve savaş görüntülerinden derlenen özel filmlerinin gösterimleri ücretsiz olarak yapılacaktır...
Şeyh Bedreddin Film Kolektifi
KEHANETLER ÜLKESİ DİDYMA belgeselinin GALA'sı 31 AĞUSTOS'ta Didim APOLLON TAPINAĞI'nda...
Didim ve çevresinin tarih ve kültür zenginliklerinin tanıtımını amaçlayan Kehanetler Ülkesi Didyma belgeselinin çekimleri tamamlandı.
Didim Belediyesi'nin desteği ile Alternatif Sinemacılar tarafından hazırlanan belgeselin yönetmenliğini Antik Halikarnassos-Bodrum belgeselinin de yönetmeni olan Remzi Kazmaz yapıyor.
Didim ve çevresinin tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerinin anlatıldığı belgeselin en önemli özelliği, bu coğrafyayı eşsiz kılan ancak çok yaygın olarak bilinmeyen özelliklerini gün ışığına çıkarması.
Aylar süren uzun araştırmalar sonucu hazırlanan belgeselde, özellikle Anadolu'nun en eski ve önemli kehanet merkezi olan ve Antik dönemde tanrı Apollon'un evi olarak bilinen Didim Apollon Tapınağı ağırlık merkezini oluşturuyor.
Dünyanın sayılı tapınaklarından biri olan Apollon Tapınağı, benzersiz mimari özellikleri ile tanıtıldığı belgeselde tarihi gerçeklerin yanı sıra, kahinler, kehanetin toplumsal ve siyasal yaşamda oynadığı rol, kehanetin gerçekleşme süreci , tapınma sırasında gerçekleştirilen gizemli ritüellerin yer aldığı canlandırmalar ile o dönemin atmosferi yeniden yaratılıyor.
Tarihi belgelere dayanarak hazırlanan zengin dekor ve kostümler ile gerçekleştirilen belgeselde, tapınak kahinlerinden birini de sanatçı Suavi canlandırıyor.
Belgeselde inanışları, bilimi, sanatı, ekonomisi, yaşanan savaşları ve o dönemin yaşam biçimi ile Didim'in çevresi de yer alıyor.
Belgesel yöreyi, döneminde medeniyete yön veren bilim ve sanat merkezi Milet ve dünyaca ünlü Miletli filozof Thales, bugün bile bir çok kente örnek olacak kadar güzel planlanmış Priene antik kenti, Heraklia beşparmak dağlarının sarp yamaçlarında gizli manastırlar ve tarih öncesi çağlara ait mağara resimleri Bafa Gölü'nün tanrısal aşklara konu olan olağanüstü doğal güzelliği gibi bir çok yönü ile yansıtıyor.
Belgeselde binlerce yıl öncesinin Ege insanının öyküsü bugüne, Egeli sanatçı Tolga Çandar'a ulaşıyor. Tolga Çandar, Apollon için yapılmış bir ilahiyi bağlama ile yorumluyor ve bu yorum, Ege Denizi'nin iki yakasını birleştiren bir barış türküsüne dönüşüyor.
Yazar-şair Sezai Sarıoğlu'nun bir antik dönem kahinini canlandırdığı belgeselde, Engin Yörükoğlu'da, Heraklia'da dağların yamaçlarında yaşayan bir keşiş rolünü oynuyor. Filmde ayrıca, İlhami Abut, Nuran-Josef Fidankök, Selçuk Aydın, Ufuk Acıyan, Binnur Yemişçi, Necdet Unan, Erol Yılmaz, Ahmet Demirkaya,İlhan İpek Kazmaz, Erdinç Yıldırım, Doğan Ersoy, Ali Gençli gibi oyuncuların yanı sıra yüzlerce Didimli de rol alıyor.
Belgeselin Gala'sı 31 Ağustos'ta Didim Apollon Tapınağı'nda yapılacak. Ayrıca geleneksel Didim Barış Şenlikleri süresince de seyirci ile buluşacak film, 1-2-3 Eylül günlerinde saat 21.00'den itibaren Didim-Altınkum'da gösterimde olacak.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
6/9/2007 · Kategori: medyali
İlhan'ın anısı yaşayacak
DHA
ÜNLÜ yazar-şair Attila İlhan, İzmir'de anıldı. İlhan'ın, 1968-1978 yılları arasında yaşadığı Karşıyaka'daki evinin önünde tören düzenlendi. Belediye Başkanı Cevat Durak, İzmir'i Sevenler Derneği Başkanı Sancar Maruflu, şairler ve sevenleri katıldı. Sözü Ali Gençli'ye, bestesi Işıltan Uşaklıgil'e ait "Attila İlhan'ın Ardından" adlı şiir akordeon eşliğinde okundu. Apartmanın girişine, "Hemşehrimiz Attila İlhan bu evde yaşamıştır" yazılı tabela asıldı.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
18/8/2007 · Kategori: medyali
| ||
Didim Belediye Başkanı Mümin KAMACI ilçemizde bulunan Rehabilitasyon Merkezi'ne ziyarette bulunarak öğrencilere hediyeler verdi. Özel Didim Çağrı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ne dün bir ziyarette bulunan Didim Belediye Başkanı Mümin KAMACI; Merkez Müdürü Ali GENÇLİ' den bilgiler aldı. GENÇLİ Biz burada göreve başlarken çocuklarımıza önem verelim dedik. Bunun için de gayret sarf ederek hayli mesafe kat ettik. Zihinsel, fiziksel veya psikolojik sorunları olan öğrencilerimize hitap etmek istedik. Bu sorunlu öğrenciler, devlet okullarında okuyamıyor. Bu okulu kuran arkadaşlarımız bunu görmüş. Didim'de böyle bir arzın, talebin olduğunu görmüşler. Daha önce çevre ilçelere gönderdiğimiz çok sayıda öğrencimiz olduğunu biliyoruz. Artık bu öğrencilerimizi başka yerlere göndermeyeceğiz. Çocukların eksik yönlerini bulup tamamlayıcı bir eğitim vereceğiz." Merkez Müdürü Ali GENÇLİ ayrıca desteklerinden ötürü Didim Belediye Başkanı Mümin KAMACI'ya teşekkür etti. Başkan KAMACI ise yaptığı açıklamada ''İlçemizde yeni hizmete giren Özel Didim Çağrı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin ilçemizde açılmış olmasından memnuniyet duyduğunu belirterek bu gibi yerlerin açılması ilçemiz için çok güzel. Ve burası Didimliler için önemli bir kurum. Fiziksel ve bedensel engellilerin topluma kazandırılması gerekiyor.'' dedi. Temel amaçlarının fiziksel ve bedensel engellilerin topluma kazandırılması olduğunu ifade eden GENÇLİ, sözlerine şöyle devam etti: "Her öğrenciye özel ilgi ve şefkat anlayışıyla hareket ediyoruz. Tüm özür grupları için özel geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleriyle çocuklarımızı ve gençlerimizi topluma kazandırmayı amaçlıyoruz. Son teknoloji sistemleriyle düzenlenmiş olan odalarımızda, bireysel, süreli ve günlük grup eğitimi veriyoruz. Bireysel eğitim, grup eğitimi ve özbakım odalarımızda, çocuklarımızın günlük yaşama uyum sağlama becerilerini arttırmaya yönelik çalışmalar sürdürüyoruz." dedi. Ayrıca veliye çocukların evdeki eğitimi için, bilgi edinme imkanı sağlandığın da kaydeden GENÇLİ, 12 ay boyunca haftada 5 gün açık olacaklarını, Aydın bölgesinde toplam 15 tane rehabilitasyon merkezinin varolduğunu söyledi. Başkan KAMACI ve beraberindekiler daha sonrasında merkezi gezerek Merkez Müdürü Ali GENÇLİ'den bilgiler aldı. Başkan KAMACI ayrıca merkezde bulunan bütün öğrencilere hediyeler vererek öğrencileri sevindirirken ayrıca hatıra fotografı çektirdi. Merkezde bulunan öğrencilerin mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Başkan KAMACI ise bu durumdan memnuniyet duyduğunu belirterek ''bu öğrencilerimiz bizlerin yarınlarıdır, geleceğidir'' dedi. yaptığı açıklamada; ''Merkezimiz açılış aşamasını tamamlamış, 900 öğrenci kapasitemizi yıl sonuna kadar 100 öğrenciye ulaştırmayı hedeflemiş bulunuyoruz. Haziran ayında 6 öğrenciyle hizmete giren merkezimiz Temmuz ayında 15 öğrenci'ye ulaşmış, şu anda ise 30-35 öğrencimiz bulunmakta. Didim ve çevresinde yaptığımız ön araştırmalar sonucunda ulaştığımız 40 çocuğu Söke Rehberlik Araştırma Merkezine yönlendirdik. Bu Çocuklar için Rehberlik Araştırma Merkezinden gün alınmış olup raporların hazırlanmasından sonra okulumuza kayıtları yapılacaktır. dedi. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
4/8/2007 · Kategori: medyali
|
01/08/2007 |
| Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık.. . Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri…Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert.. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert… Yukarıda art arda sıralanan tanımlardan konumuzu ilgilendiren 'birey' tanımı; "Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri…" olan tanım. Kişi olarak her birimiz, yaşadığımız toplumu oluşturan asıl unsurlar olduğumuz halde kendimize istendik bir yaşam kurgulamak yerine sistemin egemenlerince bize uygun görülen yoksulluk ve yoksunlukları bir ömür taşıyoruz sırtımızda. Yaşama sahip çıkmak adına yaptıklarımız çok yetersiz. Bu nedenle sadece yakınıyoruz ve birilerinin gelip bizi bu olumsuzluklardan kurtarmasını bekliyoruz. Bir yaygın söz "Beni bir kez aldatırsan sen suçlusun, ama ikinci kez sana kanarsam bunun suçlusu benim." der. Geriye dönüp baktığımızda ömrümüzün geçip giden bölümünde kaç kez kandırıldık acaba? Kaynaklarımızı akıllıca kullandığımızda, bir çok ülkenin imrendiği genç nüfusumuzla, hakça bir bölüşüm düzeni kurabildiğimizde, nimet külfet dengesini sağlayabildiğimizde, içimizdeki toplumsal tembelliği ve ülkedeki asalakları yok ettiğimizde, abartısız yüz elli milyon insanın mutlu,rahat ve huzur içinde yaşayabileceği ülkemizin şu içler acısı durumuna bir bakın… Gelir dağılımındaki uçurum, geleceği kurgulanmamış hızla artan bir nüfus, tüm ekonomisi dışarı teslim edilmiş bir politikalar, yapanın yanına kar kaldığı soygun düzeni, çalışanına, emeklisine yoksulluğu layık gören bir yönetim anlayışı. Ve suskun bir toplum. Sorgulayan, haklarına sahip çıkan insanlar olsaydık bankaları soyanlar, bankadan sorumlu devlet bakanı yapılır mıydı? Yüce divanda yargılananları yeniden seçer miydik? Altı kez giden yöneticiler, yedi kez yeniden gelebilir miydi başımıza? Üç kuşak aynı politikacılarla yetinmek zorunda kalır mıydık? Bizi yönetenlere çoban sanın verip kendimiz koyun yerine koyar mıydık? Biraz yaşamı sahiplenebilseydik, banker facialarını, banka soygunlarını, hayali ihracatları,bunların bedellerinin bize ödetilmesini ve ülke kaynaklarının hovardaca yok edilmesini sineye çeker miydik? Bankaları hortumlayıp, görev zararı kandırmacalarını yutar mıydık? Yoksulluk sınırları, açlık sınırları bu denli insanlık dışı olabilir miydi? Bizim ilkokula gittiğimiz yıllarda "Yurttaşlık Bilgisi" dersi vardı. Bu derste işlediğimiz bir konuyu çok iyi anımsıyorum, Devletin görevleri ve yurttaşın görevleri. Vergi vermek, Yasalara uymak, Askerlik yapmak, Seçimlere katılmak yurttaşın baş göreviydi. Bunlara uymayanların cezai yaptırımları vardı. Yurttaşın Yaşam hakkını korumak, Eğitim ve sağlık sorunlarını çözmek, İşsizliğe çare bulmak, Yasalar karşısında eşitliği gözeterek adaleti sağlamak, Konut sorununu çözmek, Ülkede huzur güveni sağlayıp refah düzeyini yükseltmek de devletin görevleriydi. Değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum… Yoksulluk bitecek, dokunulmazlık kalkacak, soygunlar sona erecek, suçlular cezasız kalmayacak deyip başımıza geçenler, bunların tam tersini yaptığı halde yeniden yeniden seçilebiliyorsalar, vatandaş seçimden seçime anımsanıyorsa, vatandaşın kimleri seçeceğine hep başkaları karar veriyorsa,verilen sözler seçimden bir gün sonra unutuluyorsa biz hâlâ 'bir- rey' olarak yaşamımızı sürdüreceğiz demektir. 'Birey' olmak için ise daha çok zaman gerekecektir. Aziz Nesin ustanın kulakları çınlasın… |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::



